Bizden Haberler
Ats Türk Tekstil Sektörünün Fırsat Ve Riskleri   

 Türk Tekstil Sektörü
 

Site istatislik

Ats

Türk Tekstil Sektörünün Fırsat Ve Riskleri

13/8/2010


Günümüzün gittikçe şiddetlenen ve kompleksleşen rekabet ortamında ülkeleri rekabetçi kılan en önemli unsur, sahip oldukları işletmelerin rekabet gücünün uluslararası piyasalardaki başarısıdır. Açıkçası bir ülkenin gelişmesinin de geri kalmasının da en önemli göstergesi, o ülkenin işletmelerinin, ulusal ve özelikle de uluslararası piyasalardaki performansının düzeyidir.



Bu açıdan bakıldığında ülkemiz GSMH'sinin yüzde 11-12'sini, ihracatımızın yüzde 37-40'ını, toplam istihdamın yüzde 12'sini oluşturan tekstil ve hazır giyim sektörünün önemi tüm kesimler tarafından tartışmasız kabul edilen bir gerçek olarak karşımıza çıkmaktadır. Böyle bir gerçek ortada olmasına rağmen, sektör; bir yandan kendi içerisindeki faktörlerdeki, bir yandan da sektör dışındaki makro faktörlerdeki yanlış karar, davranış ve uygulamalar nedeniyle zor günler geçirmektedir. Unutulmamalıdır ki, bu kadar büyük bir sektördeki olumsuz gelişme/gelişmeler tüm ülke ekonomisini de aynı ölçüde olumsuz etkileyecektir. Dolayısıyla sahip oldugu önem nedeniyle bu sektörün ihmal edilmesi veya yalnız bırakılması ülkeye büyük zararlar verecektir.

Tekstil sektörü ülkemizde "değer zinciri" diyebileceğimiz bir şekilde hammaddeden nihai tüketim aşamasına kadar olan tüm basamaklan oluşturmuştur. Bu nedenle de bu zincirin halkalannda meydana gelebilecek olumsuz bir gelişme diğer sektörleri de olumsuz yönde etkileyecektir. Nitekim sektörde çalışan personel sayısı doğrudan 2 milyon olduğu halde dolaylı olarak sektörle ilgili diğer alt sektörlerde çalışanlarla beraber bu sayının 6 milyona yaklaştığı bilinmektedir. Ülkemiz için son derece önemli olan sektörün yeniden bir durum değerlendirmesi yapması, firsatlarını ve risklerini ortaya koyarak; firsatlarını nasıl koruyacağını, risklerinden de nasıl kaçınacağını belirlemesi gerekmektedir. Ülkemizin sanayileşmesinde ve dışa açılmamızda büyük görevler yüklenmiş olan sektörümüzün 4-5 yıllık resesyondan çıkarak küreselleşen dünyamızda görevini başarıyla sürdürmesi hepimizin yararına olacaktır. Bu ise büyük ölçüde sektörün kendi iç dinamiklerini harekete geçirerek yönetim kalitesini artırmasına, ardından da tüm kamu kurum ve kuruluşlarının düzenleme, denetleme ve danışmanlık hizmetini doğru ve zamanında yerine getirmesine bağlı olacaktır.

1. Türk tekstil sektörünün Türk ekonomisindeki yeri ve önemi
Dünyada ülkelerin rekabet gücünü belirleyen ve etkileyen en önemli kriter ve unsur, o ülkenin işletmelerinin gerek iç pi-yasalarda ve gerekse de dış piyasalarda gösterdiği performans ve yarattığı katma değerdir. Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de tekstil sektörü ülkenin gelişmesinde ve kalkınmasında ilk ele alınan ve yatırımların yoğunlaştığı sektör olmuştur. Bunda hammaddenin ülkemizde üretilmesinin yanı sıra 20-25 sene önceki yapısıyla emek-yoğun bir sektör olmasının da etkisi olmuştur. Ancak günümüze geldiğimizde sektörün hem emek-yoğun yapısı tamamı ile (hazır giyim sektörü hariç) ortadan kalkmış ve hem de ürettiğimiz hammadde tüketimimize yetmediği için ciddi bir pamuk ithalatçısı (yılda yaklaşık 350-400 bin ton) ülke konumuna gelinmiştir.

Türk tekstil sektörü de yarattığı katma değer ve gösterdiği performansla Türk ekonomisinin en önemli rekabet avantajlarından birisini oluşturmaktadır. Tekstil sektörü GSMH'nin yaklaşık yüzde 11'ini (Tablo 1), ihracatın yüzde 37'sini (Tablo 2), toplam sanayi üretiminin yaklaşık yüzde 10'unu, toplam işgücünün doğrudan 2 milyonunu dolaylı olarak da 6 milyonunu bünyesinde barındıracak bir büyüklüğe ve etkinliğe ulaşmıştır.

Ayrıca sektörde yüzde 25'i ihracatçı olmak üzere toplam 40.000 civannda işletme bulunmakta ve bunlann yaklaşık yüzde 92'si KOBİ niteliğindedir. Bu büyüklükteki bir sektörün hem kendi bünyesinden ve hem de genel ekonomik ve siyasal yapıdan kaynaklanan birtakım sorunlannın olması doğal karşılanmalıdır.

Türk tekstil sektörü yukarıda açıklanmaya çalışılan ülke ekonomisindeki ağırlığına paralel birtakım ciddi sorunlar ve problemlerle de karşı karşıyadır. Ülkemizde tekstil işletmeleri de başta olmak üzere birçok şirketin zor durumlara düştükleri, bu sıkıntılardan kurtulmak için el değiştirdikleri, ara sıra ihtiyaçları olan işletme sermayesi temini için adeta yok pahasına satıldıklan bilinen bir gerçektir.

Bu işletmelerin zor duruma düşmelerinin çeşitli nedenleri vardır. Pazar şartlarının daralması, öngörülemeyen yüksek sermayeli başka şirketlerin rekabeti, karlann enflasyon oranında artmaması nedeniyle işletme sermayesi yetersizliği, gelişen teknolojiyi elde edememeleri, özellikle kapalı ekonomiden serbest pazar ekonomisine geçişte uluslararası rekabete hazır olmamaları, yanlış yatırım kararlan, prodüktivite ve randıman düşüklüğü, devletin yatırım ve teşvik sistemlerinde uyguladığı/uygulamaya çalıştığı yöntem ve sistemlerin yanlışlığı, ekonomik, sosyal, hukuki ve politik sistemlerdeki belirsizlik ve ülkemizin son üç yıldır yaşadığı ekonomik ve siyasi krizler gibi nedenlerden kaynaklandığı görülmektedir. Bu problemleri temelde iki başlık altında değerlendirebiliriz. Birincisi sektörün hızlı büyüme trendine karşın yönetim kalitelerinin de aynı oranda büyümemesi veya büyüyememesidir. İkincisi ise makro ekonomik yapıdan kaynaklanan devletin ekonomik, siyasi ve hukuki düzenlemeleri ve danışmanlık rolünü onlarca yıldır istenilen performansta yapmamasıdır.

Sorunlar ne olursa olsun sektör, ülkemizin dünyayla rekabet etmesinde sahip olduğu en önemli rekabet gücü konumundadır. Dolayısıyla böyle bir sektörün gerilemesi veya ihmal edilmesi zaten kıt ve sınırlı bir sermaye birikimine sahip olan ülkemizin tüm ekonomik, siyasi ve sosyal dengelerinin bozulmasına neden olacaktır. Nitekim 1999 yılındaki GSMH'deki küçülmede ve 2000 yılındaki resesyonda sektörün etkisi büyük olmuştur (Bkz. Tablo 1). Ayrıca 2001 yılında derinleşen krizden çıkış için hazırlana "Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı'nda" ihracatın önemine değinilmekte ve ihiracattaki artış için gerekli önlemler ortaya konmaktadır. Türkiye ihracatının lokomotifi ise tekstil ve hazır giyim sektörü olduğuna göre ülkemizin krizden çıkmasında bu sektöre bir kez daha büyük görevler düşmüştür. Bu nedenle sektörün sahip olduğu birtakım avantajları korurken mikro ve makro çevrenin kendisine sunduğu fırsatları değerlendirmesi ve risklerden de kaçınması ve bunlara karşı önlemler alması gerekmektedir. Aşağıda sektörün sahip oldugu veya değerlendirebileceği fırsatlar ile günümüzde ve özellilde de gelecekte kendisini tehdit eden ve gelişmesini sınırlayabilecek olan riskler değerlendirilmeye çalışılarak bunlara karşı izlenebilecek stratejiler ortaya konmaya çalışılmıştır.

2. Türk tekstil sektörünün fırsatları
• Küreselleşmenin getirdiği dinamizm ve değişim sonucunda, yeni pazarlara girme fırsatı her zaman bulunmaktadır. Bu fırsatlar iyi değerlendirildiği sürece bu sektörde gelişmenin kaydedilmesi kaçınılmazdır. Firmalanmızın pazarın iyice oturduğu, rekabetin yoğun oldugu pazarlarda faaliyet göstermenin yanı sıra yeni pazarlar bulmaları (eski Doğu Bloku ülkeleri, Kanada, Avustralya, Kuzey Avrupa ülkeleri gibi) ve bunun için pazarlamaya ve dağıtıma büyük önem vermeleri gerekmektedir.
• Devamlı artan şekilde yeni müşteri grupları pazara katılmaktadır. Müşterilerin gelir ve kültür düzeyi arttıkça tekstil ve konfeksiyon mamullerine olan talep artmakta ve katma değeri yüksek mamuller değer kazanmaktadır. Müşterilerin gelir düzeyi arttkça hem katma değeri yüksek mamullere yönelmekte, hem de ürün kalitesi, estetik tasarım, mükemmel servis ve benzeri nitelikte özellikleri de aramaktadırlar. Son on yılda dünyadaki ekonomik büyüme, pazann genişlemesine neden olmuş ve özellikle gelişmiş ülkelerde tüketim eğiliminin artmasını sağlamıştır. Bu da sektörümüz için değerlendirilmesi gereken fırsatlar yaratmıştır.
• İletişim araçlarındaki gelişme ve internet yeni yeni pazarların varlığını oıtaya koyarken, fırmalann pazarlama stratejilerini değiştirmelerine de yol açmıştır. Teknolojideki bu gelişme fırmalan birbirine yakınlaştırmakla kalmamış aynı za-manda ürünleri ve hizmet kalitesini de birbirine yakınlaştırmıştır. Reklam kampanyalan ve benzeri tanıtım yolları ile mamulümüzü daha iyi tanıtıp, daha geniş alıcı kitlelerine ulaşabiliriz. Tekstilde tanıtım araçlarının en önemlilerinden olan fuarlar müşteri ile ürünlerin kesiştiği nokta olarak bilinir. Fuarlar artık günümüzün modern pazarları haline gelmiştir. Ulusal ve uluslararası fuarlar giderek önem kazanmaktadır. Özellikle yurtdışında yapılan fuarlar sesimizi yurtdışındaki müşterilere duyurmanın en etkili yollarından biridir. Fuarların bir özelliği de çok sayıda ve farklı nitelikte alıcı ve satıcı kesimlerin karşı karşıya gelebilme olasılığının olmasıdır. Bir ürün hakkında en yoğun, en hızlı ve doğrudan bilgi alabilme olanağını sağlayan fuarlar her yıl ziyaretçi akınına uğramaktadır. Ancak son yıllarda fuarlar hakkında gelen bir eleştiri vardır. O da fuarların çok sık aralıklarla yapılmasıdır. Çok sık aralıklarla ve çok sık sayıda olan bu fuarları zaman zaman işletmeler takip etmekte zorlanmakta ve bu kadar kısa sürede fuarlarda sunmak üzere yeni ürünler ya da yenilikler oluşturamamaktadırlar. Bu yüzden fuarlar çok iyi organize edilmelidir. Bunun dışında yazılı ve görsel basın aracılıyla da ürün ve hizmet tanımı gerçekleşebilir. Türkiye son yıllarda tekstil ve konfeksiyon sektörü özellikle spor giysilerde yaptığı reklam ve tanıtımlarla öne çıkmaktadır. Yabancı ülkeler reklam kampanyalanna daha fazla önem vermektedirler, Örneğin ABD'de işletmelerin yıllık reklam bütçesi toplam satışın ortalama yüzde 6'sını oluşturmaktadır. Bizde ise bu oran daha düşük düzeylerde olduğu bilinmektedir.
• Tekstil sektörünün yan sanayilerindeki gelişme sektörü olumlu olarak etkilemektedir. Özellikle terbiye sektörü ile konfeksiyon yan sanayiindeki gelişme hem ürün çeşitliliğini ve hem de kalitenin yükselmesine neden olmaktadır.
• Sektördeki ürün geliştirme sürecinin kısa olması yeni ve farklı ürünlerin piyasaya sürülmesini kolaylaştırmaktadır. Üründe olan çeşitlenmeler daha geniş ve farklı nitelikte müşteri gruplarına ulaşma olanağı sağlamaktadır. Tasarım ve yeniliklere her zaman açık bir sektör olması sektörün fırsatlarından birisi olarak değerlendirilmelidir. Yeniliklere ve pazara açık olan işletmeler bu koşulları kendilerine bir avantaj haline getirebilirler.
• Son yıllarda finansman sektöründe olan gelişmeler Türk tekstil ve konfeksiyon sektörünün gelişmesine katkıda bulunmaktadır. Örneğin son yıllarda önem kazanan ve sıkça gündeme gelen konulardan bir tanesi leasingdir. (Factoring, forfaiting) işletmeler normalde yüksek fiyatarından dolayı alamadıkları donatıma, finansal kiralama yoluyla sahip olabilmektedirler. Bu yolla hem gelişen teknolojiyi yakından takip edebilmekte, hem de kiralama süresi sonunda isterlerse bu donatıma daha düşük ücretlerle sahip olabilmektedirler.
• İşçilik ücretleri AB, ABD ve diğer gelişmiş ülkelere göre oldukça düşük düzeydedir (Tablo 3). 1999, 2000 ve 2001'de yaşanan iç ve dış ekonomik krizler ve 2001 Şubat devalüasyonu sonrasında işçilik ücretieri daha da düşmüştür. Ancak işçilik ücretlerindeki avantaj kısa süreli ve geçicidir. Çünkü Tablo 3'ten de görülebileceği gibi bu konuda bizden daha avantajlı ülkeler vardır ve olacaktır da. Aynca ekonomik büyüme gerçekleştikçe, sosyal adalet sağlanmaya çalışıldıkça ve sendikalar güçlendikçe işçilik maliyetlerindeki yükselme doğal olarak kaçınılmaz olacaktır. Aynca bir ülkenin ucuz işgücü ile gurur duyması o ülkenin içinde bulunduğu çarpıklığı da ortaya çıkarmaktadır. Türkiye ucuz işgücü ile değil, hizmet, kalite, farklılık (tasarım) ve markası-imajı ile rekabet etmeye yönelmelidir. Ancak katma değeri en yüksek olan hazır giyim sektörü emek-yoğun niteliğini hala ve belirli bir süre değiştiremediği için, işgücü maliyeti toplam maliyetler içerisinde önemli bir yer tutmaktadır. Firmalarımız bir yandan bu avantajdan yararlanırken diğer yandan da kalite, hizmet, marka ve tasarımda da kendilerini geliştirirlerse daha başarılı olacaklardır.
• Girişimcilik yeteneği ve azmi; Türk insanının girişimcilik yeteneği ve azmi tüm dünyada bilinen bir gerçektir. Bu hem değişimlere olan yatkınlığı ile (hem üretici, hem de tüketici açısından) kendisini göstermekte ve hem de yaratıcılığını kullanarak yeni ürünler, yeni pazarlar ve farklı işbirlikleriyle kendisini hissettirmektedir. Bu yapı ülkemizin içinden geçtiği ve halen de geçmeye çalıştığı uzun acılann, sıkıntılann ve tecrübelerin yoğurduğu bir koşuldan kaynaklanmaktadır. Bu girişimcilik yeteneği ve azmi sektör içinde bir avantaj ve fırsattır. Türk işletmecisinin ve işgöreninin bu özelliğinden sektör yararlanmalıdır.

• Kalifiye eleman gücü; Dünyanın çok az ülkesinde kalifiye elemanlar bizdeki kadar düşük ücrede çalışmaktadır. İşgücünün aleyhine olan bu yapı sektör için bir fırsattır. Sektörde son 20 yıldır kendisini geliştiren güçlü bir eleman kadrosu bulunmaktadır, Bu diğer yönetim kalitesinin unsurlarıyla da birleştiğinde üretim kalitesini ve verimliliği olumlu yönde etkileyebilecek bir yapı kazandıracaktır

• Coğrafik konum; Türkiye hemen her platformda söylenen doğruluğu kesin ancak yeterince yararlanamadığımız da bir coğrafik konuma sahiptir. Tekstil sektörü de en büyük pazarı olan ve ihracatının yüzde 65'ini yaptığı AB pazarına rakip-lerine göre oldukça yakındır. Bu hem termin süresini azaltırken, hem de ulaştırma maliyetierini olumlu yönde etkilemektedir. Bu coğrafik konum önemini hala ciddi bir fırsat olarak korumaktadır. Ancak teknolojideki hızlı gelişmeler bir yandan ulaştırma maliyetlerini hızla düşürürken diğer yandan da termin sürelerini kısaltmaktadır. Bu da şu anda avantaj olma özelliğini koruyan coğrafik konumun gelecekte önemini kaybedeceğini göstermektedir. Aynca gelecekte ciddi tekstil pazarları olan, piyasaların yeterince doymadığı ve gelişmeye açık olan Asya, ABD ve Güney Amerika ülkelerine coğrafik olarak uzak olduğumuzda göz önünde bulundurulmalıdır.
• Entegre altyapı; Dünya tekstil sektöründe sadece Çin ve G. Kore'de olan entegre altyapı ülkemizde de bulunmak-tadır. Böylece sektör pamuktan, iplikten, dokumadan, örmeden, terbiyeden konfeksiyona dağıtım zincirinin son halkasına kadar entegre olmuş durumdadır. Bu sektörler arasında si-nerjiyi artırdığı gibi tedarik sorunlannı da minimuma indirmektedir. Sektör, birbiriyle bağlantılı çalışarak hem kapasite planlamasının daha sağlıklı olması sağlanmakta ve hem de sektörün birbirine ivme kazandırmalan, teknolojik gelişmeleri birbirine daha kolay ve hızlı yansıtmalan mümkün olabilmektedir. Bu entegre altyapı sektör için oldukça büyük bir fırsat olarak değerlendirilmelidir.
• Kaliteli pamuk üretimi; Türkiye dünyanın 6. büyük pamuk üreticisi ülke konumundadır. Aynca ürettiği pamuğun kalitesi ise oldukça iyi durumda ve dünyada aranan pamuk türleri içerisindedir. Bu sektör ve ülke ekonomisi için önemli bir fırsat olarak görülüp, değerlendirilmelidir. Hatta kaliteli ve büyük miktarda pamuk üretimi önemli bir rekabet avantajı haline gelmektedir. Son yıllarda pamuğun stratejik bir ürün haline gelmeye başladığını görmekteyiz. Bu, konunun önemini daha da artırmaktadır. Ülkemiz, dünyanın 6. büyük pamuk üreticisi olması yanında aynı zamanda en büyük pamuk ithalatçıları arasındadır. Türkiye her yıl 400.000 ton civannda pamuk ithal etmekte ve bunun büyük bölümünü de ABD'den yapmaktadır. GAP bölgesinin tam olarak devreye girmemesi ve aynca bölgedeki sosyo-ekonomik düzenlemelerin yapılmamış olması ithalat sorununun çözülmesini geciktirmektedir.

Bu haber 4441 defa okundu.

Yazan : Doç. Dr. Turan ATILGAN

Kaynak : Doç. Dr. Turan ATILGAN


Bu Haberi Tavsiye Edin.                                 
Arkadaşına Gönder                                       




 
Site içi Arama
 
Çok Okunanlar

  Türk Tekstil Sektörünün Fırsat Ve Riskleri
       
 İnsan Kaynaklari

Müşteri Potansiyel Anketi
Hangi Marka Nakış Makinasi Kullanıyorsunuz

Barudan (164)
Happy (10)
Swf (43)
Tajima (134)
feiya (123)
elça (14)
melco (34)
zsk (95)
pfaff (17)
happy (6)


RSS Kaynağımızdan yararlanarak sitemizdeki derslerimizi masaüstünüzden yada web sitenizden takip edebilirsiniz